Karaman Gelenekleri

24.01.2013 6902

HALKIMIZIN YAŞAYIŞ ŞEKLİ YÖRESEL OYUNLAR YÖRE MUTFAĞI

 

 

Halkımızın Yaşayış Şekli

KÖY HALKININ YAŞAYIŞ ŞEKLİ

İlimiz ve bağlı ilçe ve köylerinde bütün  özellikleriyle Orta Anadolu yaşayış şekli hâkimdir. İlimiz, merkez dağ  köylerinde ekim alanlarının darlığı nedeniyle, bilhassa 1960’lı  yıllardan sonra Avrupa ülkelerinde çalışmak için büyük bir akın  olmuştur. Bu nedenle, ilimiz dâhilinde diğer illere oranla Avrupa’da  çalışanların oranı oldukça yüksektir.

Ova köylerinde ise bu durum biraz daha düşüktür.  Halk daha çok kendi arazisi, bahçesi ve kendi işi ile uğraşır. Dağlık  yerleşim yerlerinde halk daha çok hayvancılıkla geçinir. Bilhassa koyun  ve keçi beslenir. Bu nedenle buralarda hala yaylacılık geleneği  geçerlidir. Bahar gelince halk yaylaya göçer. Sonbahar mevsiminde  köylerine dönerler. Ova köylerinde ve yerleşim merkezlerinde ise  yerleşik bir hayat hüküm sürer. Senenin her mevsiminde yöre halkı kendi  evlerinde otururlar. Daha çok ziraatla meşgul olurlar. Bu yörelerde  tarım modern usullerle, traktörle ve makineli tarım şeklinde yapılır.

Ermenek Yöresinde genelde yöre halkı, yazın kendi  bağ ve bahçeleri ile meşgul olurken, kış aylarında Mersin, Adana ve  Antalya gibi çevre illerde narenciye bahçesinde çalışırlar. Orada  kazandıkları paralarla geçimlerini temin ederler. Çünkü yörenin dağlık  olması nedeniyle ekim alanları çok kısıtlıdır. Bunun yanında meyve  üretimi dışarıya satılacak kadar çok yapılmaktadır.

İlimiz merkez ve merkeze bağlı köyler ile Kazım  Karabekir ve Ayrancı İlçesi’nde sulu arazilerde pancar ekimi ve  meyvecilik gelişmiş durumdadır. İl dâhilinde hayvancılık da önemli bir  geçim kaynağıdır. Küçükbaş hayvancılığı koyun ve keçi sürüleri halinde  yapılır. Büyükbaş hayvancılığı ise sığır besiciliği şeklindedir.

Yerleşim birimlerinde hayat tamamen toplu yaşayış  şeklindedir. Köyler ve kasabalar başlıca yerleşim yerleridir. Kasaba ve  köylerimizde evler en fazla iki katlıdır. Genelde tek katlı taş ve  kerpiçten yapılma toprak damla kaplı binalardır. Evler iki oda ve bir  koridordan meydana gelme küçük yapılardır.

İlimiz dâhilindeki dağlık kesimlerde bağcılık  gelişmiş vaziyette Genelde bu yörede yaşayan insanların tek geçim  kaynağıdır. Ancılık da bazı yörelerde gelişmiş durumdadır. Bilhassa  Taşkale yöresinde halıcılık (Kızıllar Halısı) tarihi bir geçmişe  sahiptir. Diğer dokuma çeşitlerinden kilim ve tülü dokunur. Ayrıca kıl  dokuma işleri yapılır.

İl dâhilinde genelde aileler küçük aile tipi  dediğimiz anne, baba ve çocuklardan meydana gelen aile şeklindedir.  Ancak bazı dağlık yörelerde bu husus büyük aile tipine dönüşür.  Büyükbaba, büyükanne, çocuklar, torunlar hep bir arada yaşarlar.

İlimiz dâhilindeki köy ve kasabalar ile ilçeler ve  il merkezinde iki türlü yaşantı söz konusudur. Birinci kesim devamlı  merkezde oturan gerek işçi; gerek memur ve gerekse çiftçi olsun işini  merkezden yürüten insanlarımızdır. İkinci kısım ise belirli bir süre  merkezde kalıp, diğer zamanlarında başka bir yere göçen insanlarımızdır.

HALKIMIZIN YAŞAYIŞ ŞEKLİ

Ova köylerimizdeki insanlarımız genelde merkezde  oturmakla beraber belirli aylarda çiftliklerine ve obalarına göç etmek  sureti ile bağ ve bahçelerine bakan, h otlatan ve merkezin sıkıcı  havasından uzaklaşan insanlardır ki, işleri bitince tekrar köy veya  şehirlerine dönerler. İkinci kesim insanlar ise daha çok dağ köylerinde  yaşayan insanlardır. Bunlarda yaylacılık hâkimdir. Bahar gelince  köylerine birkaç saat uzaklıktaki yaylalarına göçer, sürülerini de  götürürler ve 5–6 ay süreyle serin yayla havasında yaşarlar.  Hayvanlardan hayvansal besinler elde ederler ve sonbahar mevsiminde  tekrar evlerine dönerler.

Halkımızdan diğer bir kesimi ise, kışın şehir  merkezinde oturup baharla köyüne veya çiftliklerine göçen  insanlarımızdır ki; bunlar genelde merkeze bağlı yakın köylerde yaşayan  insanlardır. Kışın işlerin az olduğu mevsimde şehir merkezinde oturur,  işlerin açıldığı bahar ayında ise tarladaki, bahçedeki işlerini takip  için şehirden göçerler, 5–6 ay çalışır, işlerin bitiminde tekrar şehre  dönerler.

YÖRESEL OYUNLAR

ÇOCUK OYUNLARI

MENDİL KAPMACA: İki grup halinde  oynanır. Ortaya bir medil konur ve gruplar eşit uzaklıkta ikiye  ayrılır. Orada, oyunu yöneten (ebe) kişinin işaretiyle gruplar, mendili  öncelikle kapıp eşlerine getirmeye çalışırlar. Mendili kapan, eşlerine  zamanında yetişemezse, diğer gruplar tarafından dövülür ve karşı grubun  adamı olur. Yenen grup, yenilen grubun sırtına binerek, önceden  belirlenen yerde tur atar.
ZAMBIR VE BÜVE AVI: Çocuklar bir bez parçasını çamurlayıp, daha çok su kenarlarında dolaşan  zambır ve eşekarısı üzerine atarak yakalarlar. Yakaladıklarının beline,  ince bir ip bağlayıp iğnesini çekerler. Bazen de, ipin ucunda bağlı  arıyı, büve yuvalarının içine salarlar. Kimin arısı, büveyi önce  çıkarırsa, iddiayı o kazanmış olur,
AŞŞIK: Koyunlardan çıkarılan, aşşık kemikleriyle oynanır. Büyük aşşıklar enek  olarak seçilir; ortası oyulur, ağır olması ve hedefi iyi vurması için  oyulan yerlere kurşun akıtılır. Pütürlü bir taşa sürtülerek inceltilir;  bazen de boyanır.
                        Oyuncular, aşşıkları yan yana dizerler. Ebe,  eneğini karşıya atar, diğer oyuncular da atarlar. Eneği en uzağa giden,  dizili aşşıklara, ilk atma hakkına sahiptir. "Doğduk eneğimin aşşığına"  diyerek eneğini atar. Aşşıklar vurulursa, daha önce tesbit edilen  uzaklığa kadar gitmesi gerekir. Karşıya atılan enek, dik durursa, buna  "Mir durdu" denilir. Mir durdurmayı başaran oyuncu, eneği ne kadar  uzaklıkta olursa olsun, dizili aşşıklara ilk atış yapma hakkına  sahiptir. Oyun böyle sürüp giderken, daha büyük çocuklar, oyunda dizili  aşşıkları alıp kaçarlar. Buna "çörleme" denilir.
BİLLİ: 10-15 cm. uzunluğunda bir ağaç parçasıdır. 60-70 cm. uzunluğundaki düzgün bir dal parçasının yardımıyla oynanır.
                        Billi oyunu üç çeşittir:                         1 - Düz Billi                         2 - Yan Billi                         3 - Gömmeli Billi
DÜZ BİLLİ: Karşılıklı iki kişi tarafından oynanır. Küçük bir çukur kazılır, billi,  bu çukurun üzerine konur. Billinin her iki ucu kalem gibi açılır.  Oyuncu, sopanın ucunu çukura sokup, billiyi mümkün olduğu kadar, uzağa  fırlatmaya çalışır. Karşıdaki oyuncu, billiyi düştüğü yerden alır; ya  çukura, ya da çukurun etrafına kazılmış dairenin içine atar. Billi,  çukurun uzağına düşerse, billiyi atan oyuncu, kenarına vurur; bu vurma  esnasında, şu tekerlemeyi söyler: "Gınifi, gın-dalifi, hazıra hök,  çamura çok" bu tekerleme üç defa söylenir. Billi ne kadar uzaklaştı  ise, çukurla billi arasını, elindeki sopanın uzunluğu ile ölçer. En  fazla sayıyı alan, oyunu kazanır. Eğer karşı oyuncu, billi atanın,  billisini havada kaparsa; onun bütün sayılarını alır.
YAN BİLLİ: İki grup halinde oynanır. Çukurun üzerindeki billiye, oyuncu sopa ile  vurur. Üç kere ıskalarsa, onun yerine, kendi grubundaki diğer bir  oyuncu geçer. Karşı grubun, billiyi düştüğü yerden alıp; billi çukuruna  ya da çukurun kenarına dizilmiş daireye sokması gerekir. Ebe oyuncu,  atılan billiyi, elindeki değnekle karşılayıp; mümkün olduğu kadar uzağa  vurması gereklidir. Billi ile çukur arasındaki uzaklık, sopanın  uzunluğu ile ölçülür. 10, 100, 150... gibi rakamlar belirgin  rakamlardır. Örneğin, "Yüzellim sandıkta" denildiği zaman bu sayı 162  demektir. Bir tarafın oyuncuları yanıp bitince, diğer grup ebe olur.  Düz billide olduğu gibi, billi havada kapı-lırsa, hem ebe grup yer  değiştirir, hem de o grubun aldığı bütün sayılar sıfıra inmiş olur.  Bazen de, ebe grubun uzaklaştırdığı billiyi, rakip oyuncu, çukurla  billi arasını, üç adım atlamak suretiyle alırsa oyunu kazanmış olur.
GÖMMELİ BİLLİ: Her oyuncu birer daire çizerek, ortalarında dururlar. Bir kişi ebe  olur. Ebe için de ayrı bir daire çizilir. Seçilen oyuncu, ebenin attığı  billiyi, mümkün olduğu kadar uzağa çeler. Diğer oyuncular, ebenin,  billiyi düştüğü yerden alıp, gelme süresi içerisinde, ebenin çukurunu,  ellerindeki billi sopalarıyla kazarlar. Ebe, kendi dairesine, geç kalan  birinin dairesine, billiyi bırakırsa, o kişi ebe olur. Çukuru en fazla  kazılan kişi, oyunu kaybetmiştir. Kazılan çukur, genişletilerek; oyunu  kaybeden kişi kendi çukuruna gömülür.
ÇANAK - ÇÖMLEK: İki grup halinde oynanır. Sokaktan toplanan, ortalama avuç içi kadar  büyüklükteki çanak çömlek parçaları ebe seçilen grup tarafından üst  üste konur. Diğer grup da belirlenen aralıktan ellerindeki bir top  vasıtasıyla üst üste yığılmış bu çanak çömlek parçalarını vurmaya  çalışır. Vuramazsa, ebe değişikliği olur. Çanakları topla yıkan grup,  hemen koşup, yıkılmaması şartıyla, etrafa dağılan çanak çömlek  parçalarını üst üste koymaya çalışır. Ebe grup, çanakları yıkan topu,  en kısa mesafede yakalayıp, çanakları üst üste koymaya çalışanları  vurması gereklidir. Birinci grup vurulmadan çanakları üst üste koymayı  başarırsa, bir oyun kazanmış olur.
MANEVERA: Özellikle yaz mevsimi gecelerinde oynanan bir oyundur. Oyun, çeviklik  ve gözü açıklık gerektirir. Ebe grubun seçimi için, iki tarafı düz bir  taşın, bir yüzüne tükürülür, taş atılır, kuru tarafı bulan kazanır;  diğer taraf ebe olur. Ebe olan grup, saklanan diğer grubun üyelerini  aramaya çıkar. İyi bir yere saklanan grup, zaman zaman ıslık çalarak,  yerini, ebe gruba belli etmeye çalışır. Daha sonra ise, yerlerini  değiştirerek, başka yere saklanırlar. Saklanan gruptan bir kişi  bulununca, diğer grup üyeleri bulunmuş sayılır. Böylece diğer grup  saklanma hakkına sahip olur.
                        Geçmiş değerlerde, böyle bir oyun  sırasında, iki saat uzaktaki köylerinden, saklanmak için Karaman´a  kadar gelen bir grup, sabaha kadar burada kalarak, ertesi gün köye  haber gönderip; ebe grubun kendilerini mutlaka bulmasını, yoksa oyunu  bozup köye geri döneceklerini bildirirler.
                        PANCARIM SÖKME: Oyun  oynayacak çocuklar, arka arkaya sıralanır ve birbirlerinin bellerinden  sıkıca tutarlar. Ebe olan çocuk, en arka sıradaki çocuğun elini,  diğerlerinin belinden çekmeye uğraşır ve bu oyun en son çocuğa kadar  böylece sürüp gider.

 


DÜĞÜNLERDE OYNANAN OYUNLAR

TAŞKALE-ŞIH OYUNU: Arap oyununa  benzer. Kışın düğünlerde oynanır. Sekiz on kişilik bir grup, başlarının  buyruğuna hareket edecek, ellerindeki kırbaçlarla seyircileri  korkutmaya çalışırlar.
                        Oyuncuların kılıkları şöyledir:  Başlarında uzun sivri külah, yüzlerinde kül sürülü, üzerilerinde beyaz  çarşaf, sırtlarında ve göğüslerinde yastık konulu olarak oyuna çıkarlar.
TAŞKALE AYI OYUNU: Düğün sahibinden habersiz, bir seyirci ayı kılığına girer, ayının  hazırlanışı şöyledir: Oyuncunun üzerine koyun ve keçi derileri sarılır;  boynuna küçük çanlar, bir de yular takılır. Bir oyuncu da, ayıyı  oynatmak için ayıcı olur. Ayıcı, bir ara soyunun nereden geldiğini  anlatmaya başlar; sonunda, soyunun düğün sahibine dayandığını söyler,  ayı oynatıcısı bunun üzerine düğün sahibine "Al bu senin akrabanmış"  der ve ayının yularını uzatır. Düğün sahibi de bunun üzerine, ayı ile  oynatıcısına bahşiş veya hediyelik eşya verir.
İBRALA İDAM OYUNU: Düğün alayı geçerken bir idam sehpası kurulur. Sehpaya bir oyuncu  belinden, kendirle asılır. Suçlarını belirten bir yafta da, göğsüne  iliştirilir. Bu suçların belli başlıları şunlardır: Komşunun tavuğuna  "kist" demek, şeytana küfür etmek, vb. Düğün sahibi, idam sehbasının  yanına gelerek, cellata suçluyu bağışlamasını söyler ve para verip onu  kurtarır. Kurtulan kişi, evlenecek olan kişinin kölesi, tutsağı  olacağına söz verir.
KABALI SÜPÜRGELİ ARAP OYUNU: Düğünlerde, arabın iki ayağının arasına süpürge sokulur. Arap,  süpürgeyle oyun oynarken; arkasından sallanan süpürgeye gaz dökülüp  yakılır. Sonra, Arap´m koluna bir sopa sokulur. Avucuna bir taş; taşın  içine de, gazla sıkıştırılmış saman ve barut konulur. Davetlilerden  biri, samanı tutuşturur. Barut patlar, Arap buna benzer diğeı  oyunlarıyla halkı eğlendirir.
İBRALA KIZ KAÇIRMA OYUNU: Bir oyuncu, kız olur. Diğer oyuncular mestçi, simitçi, puseci olur. Bu  oyuncular, kızı anasından isterler. Ana, hepsine kızı vermeye razı  olur. Son olarak, kızını sarhoş ister. Ana "ben sarhoşa kız vermem"  diyerek, isteği geri çevirir. Bunun üzerine sarhoş kızı alır kaçar ve  bir eve saklar. Halk, bunları aramaya çıkar, kim bulursa, bahşiş alır.

                      function gitDosya(ynIndex){   if (ynIndex                                           = 0){   if(slct_dosyalar.options(ynIndex).value!=´´){window.open(slct_dosyalar.options(ynIndex).value,"_top");}}   }                     

 


GENÇLER ARASINDA OYNANAN OYUNLAR

Uzun kış gecelerinde, gençler arasında, haftanın  belirli günlerinde eğlenceler düzenlenirdi. Bu eğlenceler, grupda  bulunan kişilerin evlerinde yapılırdı. Buna, "sıra" ismi verilirdi. Bu  eğlencelerde oynanan oyunların hepsi, dayak atma ve aldatmaca üzerine  kurulurdu.
HOCA: Oyuna katılanlar, hoca ve üç  öğrenciden ibarettir. Hocaya bir kavuk giydirilir, kavuğun ortasına bir  tas su konur. İlk konuşmayı hoca alır:
                        "-Şam´dan geliyorum,  amacım üç öğrenciye ders vermektir." dedikten sonra oyunu bilmeyen üç  kişi öğrenci olarak seçilir. Hoca, öğrencilerine ders vermeye başlar.  "-Ayak bütün, baş bütün hocanındır" bütün öğrenciler bunu tekrarlarlar.  Bu arada hoca, öğrencilerden izin ister:
                        "-Benim hanım  hastalanmış; onun için fazla kalamıyacağım, beni unutmamanız için  sizlere birer anı vermek istiyorum" diyerek birinci öğrenciye  teşbihini, ikinci öğrenciye bastonunu verir, üçüncü öğrenciye dönerek:
                        "-Evladım  sana verecek bir şeyim kalmadı. Sen de şu kavuğumu hatıra olarak al"  der ve kavuğunu çıkarır. Su dolu tası oyunu bilmeyen öğrencinin üzerin  döker.
KÜLAH OYUNU: Oyunu oynayacak her kişi,  kağıttan birer külah yaparak başlarına geçirirler. Bir tepsinin  üzerine, gaz ve karışımı yayılır. Oyuncular, kağıttan külah  başlıklarıyla, tepsinin üzerine eğilirler, bu arada, bir başka kişi,  tepsinin üzerindeki karışımı kibritle tutuşturur. Külahı yanan kişinin,  hemen kaçması gereklidir. Kaçmayanlar, oyunu seyredenler tarafından  dövülürler.
YAĞCI: Oyunu bilen bir kişi, yağ  satıcısı olarak; bilmeyen biri de yağ tuluğu olarak seçilir. Yağ  satıcısı, elinde bastonu, beli bükük olarak odaya girer; muhtar  kuruluna gelerek, yağ satışı için izin ister. İzin verilir, satıcı,  yağını getirmek için odadan çıkar. Bir müddet sonra, odaya, yağ tulumu  rolündeki genci, sırtına sıkıca iplerle bağlamış olarak döner. Yağ  tulumunun ağzı bir bezle sıkıca bağlanmıştır. Muhtar kurulu, yağı  kontrol eder ve satış başlar. Önce muhtara, yağı alması için teklif  gelir. Muhtar, elindeki iğneyi yağ tulumuna batırır; sonra sıra ile,  herkes ellerindeki iğneyi tuluma batırırlar. Yağ tuluğu, sıkı sıkı  bağlı olduğu için kımıldıyamaz ve bağıra-maz.
BERBER: Oyunu bilen bir kişi, "ben berberim" der ve köy muhtarından iş ister.  Muhtar, iş isteyen kişiye izin verir. Sonra, masa yapabilmek için tahta  ister; muhtar da oyunu bilmeyen iki kişiyi tahta diye verir. Oyuncu  berber, iki gencin ayaklarını ve kollarını, gergin şekilde bağlar,  üstlerine de, çeşitli eşyalar doldurur. Berber, bir çanta içinden  aletlerini çıkartır. Bunlar, sopa, kaşık, kova, kömür tozu, çamur,  fırça gibi eşyalardır. Berber, masa rolündeki kişilerin üzerine oturur;  kaşık ile birinin yüzüne çamur; fırça ile de diğerinin yüzüne kömür  tozu sürer; sonra, satır ile traş eder; traş bitince, yüzlerine  tükürür. Bu da berberin kolonyasıdır.
YILDIZ SEYRETME: Yıldızlı havalarda oynanır. Oyunu bilmeyen bir kişi seçilir. Bütün  oyuncular dışarıya çıkarılır. Acemi oyuncuya, bir ceketin kolundan,  yıldızlara baktırılır. Sonucu bilmeyen oyuncu, yıldızlara baka dursun;  ceketin kolundan dökülen bir kova su her tarafını ıslatır.
KARI KOCA: Yine acemi bir oyuncu seçilir. Bu oyuncuyla birlikte, oyunu iyi bilen  bir kişi, yorganın altına girerler. Yüzleri tamamen örtülüdür. Bu iki  kişiye, dışardan seçilen iki kişi vuracaktır. Vuranın bilinmesiyle de  ebeler değişecektir. Gerçekte, dayak yiyen hep acemi oyuncudur. Usta  oyuncu, dayak yemiş gibi sesler çıkarsa da aslında acemi oyuncuyu  döven, kendisidir.
YUMURTA OYUNU: Oyunu  bilmeyen bir kişi seçilir; başka bir kişi de ebe olur. Acemi oyuncunun  şapkasının içine bir yumurta saklanır. Ebe, bu sırada dışarda  beklemektedir.Önceden nereye saklandığını bildiği yumurtayı bulacaktır.  Ebe içeri girer, şüpheyi çekmemek için, yumurtayı sahiden arar gibi  yapar, birden acemi oyuncunun şapkasının üstüne şiddetli vurur. Oyunu  bilmeyen acemi oyuncu böylelikle, yumurta ile yıkanmış olur.
HÖLLÜK OYUNU: İkiden fazla kişiyle oynanır. Oyuncuların elinde el büyüklüğünde yassı  taşlar vardır. Ön tarafa da yumurta büyüklüğünde "Höllük" adı verilen  bir taş dikilir. Amaç belirli bir yerden höllüğü uzaklara götürmektir.  Bu iş de, eldeki taşların ustaca höllüğe fırlatılmasıyla olur. Höllüğü  vuran kişi, höllüğün gittiği mesafeyi ayakla sayar. Her ayak atışta şu  tekerleme sıra ile söylenir:
                        Nanaç, bibiç, kırküç, kırkdört,  kırkbeş... Kırksekiz, kırkdokuz, elli, belli, süllü, sÜlÜman, ardavut,  kelenavut, savt, savtbir, savt iki. ..savt on, dalla dedimi oyunu  kazanmış olur.
YÜKSÜKLÜ: İki grup tarafından  oynanır. Ebe olan grup 10 tane ceviz kabuğunu yere sıralar. Birinin  içine de gizlice bir üzüm tanesi saklar. Karşı grup bu üzümü  bulacaktır. Bulduktan sonra saklama işi diğer gruba geçer.
                        Eğer  üzüm, hemen birinci kaldırışta bulunursa, geri kalan cevizlerin sayısı  cevizi bulan grubun aleyhine yazılır. İkinci kaldırışta bulunursa, part  ifade eder ve geri kalan cevizler, çift sayılarak grubun aleyhine  yazılır. Oyunda mühim olan, üzümü son kaldırışta bulmaktır.
BENİM GİBİ OL: Ebe olan oyuncu dışarıdan, çorabının teki çıkmış, ceketini ters çevirip  tek kolunu giymiş, pantolununun tek bacağını giymiş vaziyette elinde  tura, içeri girer ve "Benim gibi ol" diyerek içerdekileri dövmeye  başlar. Ebe gibi olununcaya kadar bu dövme işlemi sürer.
                        SANATKAR  OYUNU: Oyuna odada bulanan herkes katılır. İçlerinden bir ebe, bir de  ebe yardımcısı seçilir. Ebe ile yardımcısı dışarıya çıkarlar. Ebe  dışarda, marangoz, demirci, terzi, vs. gibi bir sanat ve seçtiği bu  sanat dalının bir aletini seçer. Yardımcısı ile birlikte içeri  girerler. Yardımcı:
-Benim oğlum filan sanatı seçti, ona ne  lazım? Diyerek bütün kişilere sorar. Amaç, dışarda ebenin seçtiği  aletin bulunmasıdır. Alet söyleninceye kadar, bazı taraflarda ebe, bazı  taraflarda da oyuna katılanlar dövülür. Aleti söyleyen ebe olur.

 


SEYİRLİK OYUNLAR

 

ARAP OYUNU: Oyuna kambur, arap, efe, kız (kız kılığına girmiş erkek oyuncu) olarak  katılır. Deveci oyununa benzeyen bu oyunda, geleneksel giysileri ile,  halkın huzuruna çıkarlar.
KAMBUR: Karnına sırtına minder veya yastık sokulur. Eski yırtık elbiseler giyer, büyükçe bir sakal ve bıyık takılır.
ARAP: Yüzü siyah, is ile boyanır. Üzerine küçük çanlar takılır.
KIZ: Uzun boyludur; üzerine uzun bir entari giydirirler, başına bir çember  "Baş örtüsü örtÜlür, memeleri herhangi bir şeyle şişirilir.
EFE: Pala bıyıklıdır. Elinde kılıç, başında fesi bulunur.
                              Kızlar  düğünde sürekli oynarlar. Kambur veya Arap kızları kaçırmaya çalışır.  Kızlar ise, Efenin yanından ayrılmazlar. Düğün alayı giderken, Arap ve  Kambur, gelin arabasının veya atının önüne yatarak oynarlar ve  bahşişlerini alırlar.
DEVECİ OYUNU: Kadı, Kızlar, Efe, Arap ve Deve´den oluşan beş oyuncu ile oynanır.
KADI: Beyaz çarşaflıdır. Vücudu yastık ve bezlerle iyice şişmanlatılmıştır.  Bir elinde büyükçe bir teşbih, diğer elinde değnek bulunur.
KIZLAR: Başlarında fes, bellerinde kırmızı kuşak; siyah şalvar giyerler.
EFE: Basına ipek poşu takar. Belinde kuşak ve kuşakta tahta tabanca takılıdır. Ağzında uzun bir ağızlık ve sigara vardır. ARAP: Yüzü tava isi ile iyice siyaha boyanır. Paçavra elbiselerinin üstüne keçi postu giydirilir.
DEVE: Devetüyü renginde keten kumaş, içerisinde iki kişi bulunur; ayakları dışında, her yerleri örtülerek, deve görünümü verilir.
KOÇ OYUNU: Köyde koyunun veya keçinin ilk yavruladığı zaman, köyün gençleri bir  araya toplanırlar. Değişik elbiseler giyerek, ellerini, yüzlerini  boyarlar. İçlerinden birinin boynuna çan takılır. Ve ilk kuzunun veya  oğlağın doğduğunu halka haber vermek için, ev ev dolaşırlar ve çeşit  çeşit erzak ve para toplarlar. Sonunda toplanan bu malzemeler  aralarında bölüşülür.
KÜLLÜ KOCA OYUNU: Bir  erkeğe kadın elbisesi giydirilerek başı bağlanır. Eteğine de kül  doldurulur. Bu oyuncu ortada dolaşırken, çevresindeki insanların  üzerine kül serperek, oyuna renk katar ve oyun bu şekilde devam eder.

 

Yöre Mutfağı

İlimiz  dâhilindeki yerleşim birimleri arasında yemek çeşitleri bakımından  büyük farklılık görülmez. Genelde yemek çeşitleri aynı veya birbirine  yakındır. Bunlara rağmen ilimiz merkezinde, bağlı ilçe ve köylerde  değişik Türk boylarının yerleşmiş olması, bazı yemeklerde farklılık  meydana getirmiştir. Mesela ilimiz merkezinde bulunan Tatar ve  Çerkezlerin kendilerine mahsus bazı özel yemekleri vardır. Ayrıca  merkezde ve çevre köylerde oturan ve macır diye bilinen Muhacirlerin  kendilerine has bazı özel yemek çeşitleri vardır.

İlimiz dâhilinde hemen hemen her yemekte bulunan ve  bilhassa köylerimizde devamlı yenen ortak yemek olarak bulgur pilavı  meşhurdur. Çinlilerin her yemeklerinde ye dikleri pirinç gibi ilimizde  de bulgur pilavı devamlı yenilmektedir. Bilhassa düğünlerde, sünnet  düğünlerinde, cenaze yemeklerinde etli pilav çokça yapılır. Bunun  yanında etli ekmek yine bu tür merasimlerde sık sık yapılan yemek  çeşididir. Ayrıca bilhassa kış gecelerinde çeşitli toplantı ve  eğlencelerde yapılıp büyük bir iştahla içilen “Arabaşı” yemeği de  oldukça meşhurdur. Ülkemiz dâhilinde bazı şehirlerimizde de bilinen  Arabaşı yemeğinin yapılışı ileride tarif edilecektir. Arabaşı yenen bir  sofrada bulunan bir Arap’ın bu ne diye sormasına “Arabaşı” demelerine  karşı, Arap; “La, Vallah haza Türk Aşı” (Hayır Vallahi bu Türk  yemeğidir) diye cevap vermiştir. Niçin bu adı aldığı bilinmemekle  beraber hamur işi olması sebebiyle olsa gerektir.

İlimiz dâhilinde yapılıp yenmekte olan diğer  yemeklerimiz ise şunlardır: Tarhana ve diğer çorba çeşitleri, Taze ve  kuru fasulye, mercimek ve nohut yemeği, kırmana böreği, dızmana böreği,  su böreği, ot böreği, topalak, yayla çorbası, sütlü çorba, toyga  çorbası, sini içi böreği, aş, tahıl yemeği, patates yemekleri.                               Lahana  böreği, patates köftesi, sipsi, Çerkez tavuğu, gökfirek, aşlık, erikli  nane, gırma, dizme, dızmana, mantı, hamur çorbası, katlama, kirde, sarı  burma, işmik haşlaması, höşmeri, bulamaç, soğan yahnisi, manaliga,  kaçamak, Çerkez kaçamağı, ayranlı çorba, keşkek, soğanlı çorba,  patlıcan kebap, dolma çeşitleri, erişte, yaprak sarma, yoğurtlu çorba,  ak bulamaç, zülbiye, bilhassa düğünlerde yapılan çilli ve uyutma  yemekleri, lapa, bulamaç, ilebada yemekleri, erişte (Ev makarnası)  kuskus, kabaklı pilav, ekmek aşı, çılbır, mülükü, sakal sünen, oğma,  yumurta sıdırma, eşitleme veya çılbır, 40 çilli yemeği, papara, keşkek,  buğday haşlaması, nane yemeği, kuyruğundan tutma, ayrannaş çorbası,  dede çorbası, basarla yemeği, hasan böreği, sütlü biber, yarpuz  çorbası, aşlık çorbası, bici yemeği, gılan böreği, kayısı yemeği, toyga  çorbası, gölle, hasta çorbası, döğme pilavı, hamur makarnası, salçalı  köfte, ta tar böreği, koca aşı, höşmerim, yoğurtlu köfte, yoğurdu  çorba. kışlık kuru tarhana, turşu, döğmeli ekmek, gilik yemeği, süt  tarhanası, şalga dolması, pancar çetmesi, mısır ve etle yapılan dirice  ve gölle, patates tarhanası, herse, süt aşlığı, yılan açağı, maş  yemeği, musakka, pancar çorbası, buğday lapası, yüksük çorbası, saç  kebabı, cızlama, şalga kavurması ve yemeği, tarhana başı, pancar  kavurması ve yemeği, makama yemekleri, Zeyve kebabı, baştan çorba, maş  çorbası, soğan ölmesi, et tarhanası, baş tarhana ve çorbası ile  bulgurca v.b. yemekleri yenmektedir.

Tatlılardan pekmez, keyvan tatlısı, kıvırma,  kadayıf, pekmez helvası (Ferfene), kuru kayısı yağlaması, höşmerim,  guymak, kaygana, köhtü tatlısı, çilli tatlısı, palize, öküz helvası,  baklava, büzme, zerde, sütlaç, pişmane, kalbur tatlısı, siyah helva,  sütlü kabak, döğme, müdür helvası gibi tatlılar yapılır.

MAHALLİ YEMEKLERİMİZDEN BAZILARININ YAPILIŞI

SULU PİLAV:                               Gerekli malzeme:  Düğürcük, tereyağı, salça, tuz, taze biber, soğan, domates, kemikli  kuru kıyma. (Malzeme kişi sayısına göre ayarlanır) Yapılışı: Tereyağı  bir tencerede eritilir, çok az kuru soğan yağda kızartılır, taze biber  eklenerek karıştırılır, domatesde ilave edilerek 2 dakika kavrulur.  Kemikli kıyma sosa katılır, düğürcük bulgur ilave edilir, salça konur  ve bir müddet 5 dakika kadar kavrulur, yeterli su ilave edilir ve  kaynadıktan sonra hafif ateşte yarım saat pişirilir. İsteğe göre pul  biber ve patates ilave edilir.

ARABAŞI ÇORBASI: Gerekli malzeme: Hindi veya tavuk, tereyağı, un, acı kuru biber (süs biberi). Yapılışı: Arabaşı çorba ve hamuru olmak üzere iki bölümdür. Çorbası: Büyükçe  bir tavada tereyağı eritilir ve içine un koyarak rengi kahverengiye  gelene kadar kavrulur. Diğer tarafta içinde kaynamış hindi veya tavuk  suyu bulunan tencereye karıştırılarak dökülür. Acı süs biberi ilave  edilir. Haşlanmış hindi veya tavuk eti ilave edilir ve özleşinceye  kadar kaynatılır. Hamuru: Bir kapta ılık suya  un bulanır. Daha sonra su bulamaç, tencerede kaynayan suya yavaş yavaş  dökülerek karıştırılır ve bir müddet pişirilir. Belli kıvama geldikten  sonra tepsi veya sinilere ince olarak dökülür. Tahta kaşık ile alınan  hamur tasa konan arabaşı çorbasına batırılarak hamur çorba suyu ile  çiğnenmeden yutulur. Mide ve barsak tembelliğine çok iyi gelir. Kış  aylarında sıkça yapılır.

gelenek 

Arabaşı Çorbası

KÖY DOLMASI (İlisıra Dolması): Gerekli Malzeme: Taze veya kuru patlıcan (uzun ince doğranmış) bulgur, kıyma, maydanoz, baharat, tereyağı,salça,tuz,domates Yapılışı: Kuru  patlıcan haşlanır. Kıyma, bulgur,rendelenmiş domates, salça, maydanoz  ve baharat ilave edilen harç karıştırılır ve el içerisinde oval hale  getirilir.(İçli köfte şeklinde) daha sonra haşlanmış patlıcanlar  dışında sarılarak tencereye yerleştirilir. Üzerine örtecek kadar su  konur. Tuz ilave edilir. Bir ağırlık konarak ağzı kapatılır ve 45  dakika pişirilir. Sarımsaklı süzme yoğurt ilave edilerek yenir.

gelenek

Patlıcan Dolması

CİBE DOLMASI: Gerekli Malzeme:  Pirinç veya bulgur, kıyma veya ciğer, maydanoz, yeşil biber, kuş üzümü,  temiz koyun barsağı veya karnı, baharat, yağ, domates, salça. Yapılışı: Yağ  eritilir, soğan ve çok ince doğranmış biber yağda kavrulur, kıyma veya  ciğer ilave edilerek karıştırılır. Maydanoz, salça, domates, kuş üzümü  ve baharat ilave edilir. Daha önce temizlenerek hazırlanmış olan barsak  veya karına doldurularak dikilir. Ateşte 60 dakika pişirilir.  Sarımsaklı yoğurt ilave edilerek yenilir.

BULAMAÇ: Gerekli Malzeme: Kepekli un, tereyağı, kuru kıyma ve baharat. Yapılışı: Tereyağı  tavada eritilir, un ilave edilir ve topaklanmaması için bol-bol  karıştırılır. Unun rengi esmerleşmeye başladığı zaman kıyma ilave  edilir. Un kahverengi olduğu zaman su ilave edilir ve bir müddet  karıştırılır. Kısık ateşte pişirilir. Tuz ve baharat ilave edilir.  Mayalı dediğimiz ekmekle yenir.

BATIRIK: Gerekli Malzeme:  Düğürcük, tahin (veya ceviz, menengiç, v.s.) soğan, domates, taze  biber, maydanoz, 7 türlü baharat,tuz, sumak, salça, biber salçası. Yapılışı: Düğürcük  büyükçe tepsi veya sini üzerine dökülür. Rendelenmiş domates, salça,  biber salçası, soğan, ince kıyılmış biber ve maydanoz, kızartılmış  tahin, ve baharat ilave edilerek ovulur. Düğürcük yumuşayıp dişe  dokunmayacak hale gelinceye kadar ovma işlemi devam eder. Daha sonra  küçük sıkmalar haline getirilir. Rendelenmiş ve sumaklanmış soğan,  domates, salatalık ve turşu ile yenir. Ayrıca sulandırılarak da yenir.  Cevizli, menengiçli, susamlı, fıstıklı şekilleride yapılabilir. Besin  değeri çok yüksektir.

gelenek

Batırık

BİDİK: Gerekli Malzeme: Un, yağ, yumurta ve tuz. Yapışı: Un  yoğurulur ve hamur haline getirilir, tuz ilave edilir. Hamur bezeler  halinde ayrılır, hamurun içi açılarak (kenarlı şekilde) içine az  miktarda tereyağı ve yumurta kırılır. Sucuk ta konabilir, fırında  pişirilir. Güzel bir yiyecektir.

SÜTLÜ KÖFTÜ: Gerekli Malzeme: Un, yağ, şeker veya pekmez, tuz, süt. Yapılışı: Yağ  eritilir, un ilave edilerek kavrulur, esmerleşince şeker veya pekmez  ilave edilir. Tuz ve su da konarak pişirilir. Bulamaç haline gelince  ateşten indirilir ve pıhtılaşır. Üzerine daha önce kaynatılmış ve ılık  olan süt dökülerek kaşıkla yenir. Besin değeri çok yüksektir.

GUYMAK: Gerekli Malzeme: Kaymak, Süt, Un, Şeker, Su, Limon Suyu, Bal. Yapılışı: Kaymak,  un ve süt birlikte karıştırılarak pembemsi bir renk alana kadar  kavrulur. Kavrulan bu karışım orta boy bir tepsiye yayılarak fırında  üzeri kızarıncaya kadar pişirilir. Diğer taraftan şeker, su, bal ve  limon suyu ile hazırladığımız şurup, fırından çıkan tatlının üzerine  sıcak olarak dökülür. Şurup çektikten sonra dilimlenerek servis yapılır.

SUSUZ KEBAP (Calla – Güveç): Gerekli Malzeme: Koyun eti, patlıcan, soğan, yeşil biber, domates, salça, tuz, sarımsak, baharat, içyağı. Yapılışı: Toprak  tencerenin tabanına iç yağı seriler, önceden hazırlanmış olan et  parçaları üzerine döşenir. Etin üzerine doğranmış patlıcan, salça,  soğan, yeşilbiber, sarımsak ve domatesler yerleştirilir tuz ve baharat  da ilave edilerek pişirilir.

gelenek

Calla

EĞEY DOLMASI: Gerekli Malzeme: Koyunun göğüs ve karın boşluğu, pirinç, kuş üzümü, çam fıstığı, tuz, karabiber, margarin, salça. Yapılışı: Ön  eğey karın boşluğu arası açılarak içi hafif tuzlanır. İki bardak pirinç  yıkanıp, yarım paket margarinde çevrilerek içire üzüm, fıstık, tuz,  karabiber ilave edilerek iki bardak suda pişirilir. Açılan eğeynin  arasına pirinç doldurulur. Eğey dikilerek kapatılır. Ayrıca tepside  yarım paket margarin eritilerek  içine bir kaşık salça ilave edilir ve  hazırlanan eğey arkalı önlü kızartılır. Kızartılan eğey düdüklü  tencerede üzerine su ilave edilerek pişirilir.

MIKLA: Gerekli Malzeme: Yoğurt, sarımsak, yumurta, kırmızıbiber, tuz, sıvı yağ. Yapılışı: Tavada  yağ kızdırılır, üzerine yumurtalar kırılır. Tuz ve biber katılır,  piştikten sonra ocaktan alınır. Sarımsaklar ezilerek yoğurda ilave  edilir. Sarımsaklı yoğurt geniş bir tabağa alınır. Üzerine pişirilmiş  yumurtalar yayılarak servis yapılır.

ZERDE: Gerekli Malzeme: Pirinç, Su, şeker, tereyağı, yedi türlü bahar. Yapılışı: Su  ve pirinç bir tencerede pişirilir. Şeker ilave edilip kaynatılır.  Kaselere dökülüp soğutulur. Bir tavada eritilmiş tereyağına yedi türlü  bahar ilave edilir ve kaselerin üzerine bir kaşık gezdirilir.

TOYGA ÇORBASI: Gerekli Malzeme:Bulgur, nohut, ince kıyılmış et, yoğurt, tereyağı, nane, kırmızıbiber, yumurta, un. Yapılışı: Yoğurt,  yumurta ve un iyice çırpılır. Bu karışıma et, bulgur, nohut katılarak  sürekli karıştırılarak kaynatılır. Kaynayan çorba piştikten sonra  ocaktan indirilir. Bir tavada eritilen tereyağına nane ve kırmızı biber  de katılır  ve pişmiş olan çorbanın üzerine dökülür.

KEŞKEK: Gerekli Malzeme: Buğday, tereyağı, kemikli kuzu eti, sumak. Yapılışı: Buğday  kemikli et ile pişirilir. Pişen keşkek bir tepsiye alınır. Eritilmiş  tereyağı  keşkeğin üzerine gezdirilir. Sumak ile süslenir.gelenek

 

Keşkek

KÜNCÜLÜ HELVA: Gerekli Malzeme: Toz şeker, limon tuzu, su, küncü Yapılışı: Şeker,  su ve limon tuzu 30 dakika kaynatılır. Düz bir tezgaha bol miktarda  küncü konur. Elde edilen mat sıcak olarak küncünün üzerine çok ince  olarak elle serilir. Matın üzerine de bolca küncü serpilir. Bıçakla  yaklaşık 10 cm eninde 20 cm boyunda kesilerek tek tek dürülür.

KABAK ÇİÇEĞİ DOLMASI: Gerekli Malzeme: Kabak çiçeği, kıyma, bulgur, kuru soğan, salça, domates, yeşil biber, maydanoz, tuz, karabiber. Yapılışı: Sabah  erken saatte kabak çiçekleri toplanır. Çiçeklerin sap kısımları  kesilir, ortasındaki sarı noktacıklar elle koparılır. Yıkanır,  temizlenir. Diğer taraftan soğan, biber, domates, maydanoz ince olarak  doğranır. Kıyma, bulgur, tuz, karabiber ve salça ile harç hazırlanır.  Hazırlanan iç kabak çiçeklerinin içine doldurulur. Doldurulan için  dökülmemesi için çiçeklerin uç kısımlarıyla ağızları kapatılır.  Yeterince su ile pişirilir.